Öteki’nin Yanında 30 Yıl: Prof. Dr. Yasemin Giritli İnceoğlu

Yolunuzu kaybettiğinizi düşündüğünüz anlarda yapabileceğiniz en iyi şeylerden biridir elinizdekilere sarılmak. Puslu bir Pazar sabahında tozlu raftan fotoğrafları çıkarmak, gidenlere, kalanlara, değişenlere selam durmak…  Yine bir Pazar günü sizlere bu yazıyı hazırlarken kendimi Giritli Ailesi’nin fotoğraf albümünde mest olurken buldum. Tıpkı şarkıda söylediği gibi; eski bir resim buldum bugün, bir köşesinden içeri girdim. Bir şeylere gülüyorum, belli değil…  Gazeteciliği bana öğreten kıymetli hocam Yasemin Giritli İnceoğlu’nun hikâyesini anlatmak bugünün en zorlu ve bir o kadar da gurur verici görevlerinden biri.

Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi’ndeki her öğrenci, fakülteye Yasemin Giritli İnceoğlu ismine aşina olarak başlar. Genç yaşta profesörlükle süregelen başarı yolculuğu, çok yönlülüğü, değerlerinden ve prensiplerinden ödün vermeyişi, güçlü duruşunun arkasında yatan yardımseverliği ile Yasemin Hoca’dan ders almanın nasıl olacağını düşünmeden edemezsiniz. Bu kadar başarılı bir kariyere sahip, sözünü sakınmayan ve her cümlesiyle bilgi saçan bir hocanın dersine layık olmak herkesin harcı değildir. Ondan ders almak heyecan verici olduğu kadar da streslidir. Sınıftan içeri girer girmez ağırlığını hissedersiniz.  Söylediği her cümle ile ufkunuzu açar. Lafı uzatmayı, dolaştırmayı sevmez. Arkası dolu olmayan hiçbir söz etmez. Nettir, dobradır. Öğrencilerinden de aynısını bekler. Gelişigüzellikten, işgüzarlıktan hoşlanmaz. Kimseden korkmaz, değerlerini ne pahasına olursa olsun savunur. Zalimin değil zulme uğrayanın yanındadır.

Yıllar geçti, dersler bitti, Yasemin Hocam dik duruşuyla akademiden emekli oldu. Öğrencilerine öğreteceği, ötekilerin (azınlık, LGBTİ, kadın, çocuk) haklarına karşı verdiği mücadele ise bitmedi. Gazeteciliği öğrendiğim, rol model aldığım hocamın hikâyesini seneler sonra anlatmaksa bana düştü. Bu görev derslerine katılmaktan da zormuş. Aklımda konuştuklarımız, önümde Giritli Ailesi’nin fotoğraf albümü, arkada ‘Resimler’ isimli şarkı… 

Resimler, resimler, resimler

Devamı varmış gibi

Neredeyiz unutmuşum

Ne bir tarih, ne bir mekân belli değil…

Sene 1961… Hukuk profesörü, bilim insanı Prof. Dr. İsmet Giritli, 27 Mayıs Darbesi sonrası ülkenin ilk anayasa taslağını 7 bilim insanıyla beraber hazırlıyor. Aynı sırada 147’likler Operasyonu kapsamında üniversitedeki görevinden ihraç ediliyor. O sene dünyaya gelen kızı Yasemin, ondan 7 yaş büyük oğlu Ahmet Rıza ve biricik eşi Avukat Suna (Ağaoğlu) Giritli ile birlikte,ABD’deki Columbia Üniversitesi’ne ders vermek üzere davet ediliyor. Üstelik 1961-1962 yılları arasında Birleşmiş Milletler’de Türk Delegasyonu Danışmanlığı’nı yürütüyor.

“Babam otoriter bir figürdü. Bir kaşını kaldırdığında ne dediğini anlardık. Paradoksal bir şekilde bu otoriter figürün altında demokrat bir kişiliği de vardı. Dinlerdi, kulak asardı. Yufka yürekliydi ama sert görünürdü. Tatlı didişmelerimiz zaman zaman olurdu.”

Giritili Ailesi hem Türkiye’de hem de yurtdışında sürekli seyahat halinde. İsmet Giritli Rusya’da doğduğu ve ana dili Rusça olduğu için geç ilkokula başlayanlardan. Yasemin Hoca ise babasının aksine 5 yaşında Nişantaşı Nilüfer Hatun İlkokulu’na başlıyor ve okul yaşamına hemen adapte oluyor. Atatürk Kız Lisesi’nde okurken de dönem dönem ABD’ye seyahat ediyor.

“İki farklı ülkeyi görmek dünyayı bakış açım ve sosyal uyum açısından önemli bir deneyim. Anne babam aydın, modern, neşeli, samimi ve bir o kadar da mütevazı insanlardı. Çok sevgi dolu bir ailede yetiştim. Aile içi iletişimimiz son derece iyiydi. Herkes düşüncesini, duygusunu rahatlıkla ifade edebiliyordu. Ailem abimi ve beni özgüvenli, ayaklarımız yere sağlam basacak şekilde yetiştirdi. Bu gerek kişilik yapım, gerek kızım ve eşimle ilişkim gerekse işimde etkili oldu.”

“Orada pocket-money/ cep harçlığı durumu vardı. En zengin ailenin çocukları dahi cep harçlığını çalışarak kazanır. Ben de araba yıkadım. Soğuk suda ellerim donuyor, annem perdeden beni izliyor. 16 yaşında üniversite birinci sınıfta yabancı dil dersi veriyordum. İhtiyaç sahiplerine bedava ders, parası olanlardan ise ücretli ders vererek harçlığımı çıkarıyordum. 38 yaşında erken profesör oldun diyorlar ama aslında hayata erken başladım. Çalışarak kazandığım her şey benim için önemliydi.”

Aile albümünde yer alan çoğu isim hukuk alanında faaliyet gösteriyor. Büyük teyze Türkiye’nin ilk kadın avukatı Süreyya Ağaoğlu, anne hukukçu ve eğitmen Suna Ağaoğlu. Aile içerisindeki eşitlikçi yapı nedeniyle özgür bir şekilde büyütülen Yasemin İnceoğlu’nun tercihi ise İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı’ndan yana oluyor.

“Bana akademisyen olacaksın deseler hiç inanmazdım. Rahat bir öğrenciydim, bale yapardım, yüzmeye giderdim. Üniversiteye gideceğim diye kendimi hiç sıkmadım. İngilizce bilgim nedeniyle İngiliz Dili ve Edebiyatı tercih ettim. Kalemim iyiydi, çok okurdum, yazmayı çok severdim.”

1977-1978 yıllarına geldiğimizde ağabeyinin master eğitimine İskoçya’da devam etmesi üzerine, babası sabbatical ‘ını alıyor ve Giritli Ailesi İskoçya’nın Glasgow kentine taşınıyor. Yasemin Hoca da eğitimine burada Glasgow Üniversitesi’nde devam ediyor.

Türkiye’ye döndükten sonra aynı zamanda İstanbul Üniversitesi’nde yan dal olarak İtalyan Dili ve Edebiyatı okuyor. Okuldaki derslerine paralel olarak,  İtalyan Kültür Merkezi’ndeki kursları tamamlayarak, burs kazanıp İtalya’ya gidiyor. İtalya’da Cenova Üniversitesi’nin yabancı öğrenciler için verdiği kurslara katılıyor. Daha sonra Vatikan’dan aldığı burs ile Roma’da kalıyor ve aynı zamanda yaşlılar yurdunda gönüllü olarak çalışıyor.

1980 Askeri Darbesi sırasında İstanbul’a dönüyor ve o dönemde Turizm Tanıtma Bakanlığı’nın profesyonel rehberlik sınavlarına giriyor. Oldukça zorlu olan bu sınavı geçtikten sonra bir süre profesyonel rehber olarak çalışıyor.

“ Sınavı geçtikten sonra şu an İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Maçka Kampüsü olan binada 4-5 ay boyunca her gün saatlerce dersler alırdık. İçerisinde mitoloji, sanat tarihi, ilkyardım birçok başlık vardı. Darbeden sonra iki otobüsle tur gerçekleştirdik. İstanbul’dan yola çıkıp Truva, Aspendos, Side, tüm Batı ve Doğu Anadolu,  Van Akdamar Adası’na kadar gittik. Bir yandan Diyarbakır’da sıkıyönetim var, askerler bize eşlik ediyor. Bu şekilde rehberlik kursu tamamladım. Kısa bir süre İstanbul’da turlar yaptım. Beni o iş sarmadı. Ticari bölümü kişilik yapıma uygun değildi. 25 yılı geçtiği için brövem hala duruyor.”

1983’te üniversiteden mezun olduktan sonra Sheraton Otel’de resepsiyonist olarak, bir süre de Milano’da Benetton dükkanında çalışıyor. Henüz Türkiye’de Benetton dükkânları açılmamış, orada o süreci öğrenmek ve Beymen’e raporlamak üzere gidiyor… Turist rehberliği, otelcilik, moda deneyimleri kısa ama meslek olarak yapmak istediği şeyler değil, boş zamanını doldurmak için… 23. yaş gününde, yani 27 Şubat 1984’te Marmara Üniversitesi Basın Yüksek Okulu’nda işe başlıyor.

“İstanbul Üniversitesi’nde İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde Özcan Başkan, Akşit Göktürk, Murat Belge, Cevat Çapan, Berna Moran, Tatyana Moran, Vahit Turhan gibi çok değerli hocalarım vardı…  Bir sonraki yıla geçmek için belli bir averajı geçmeniz gerekiyor. Latince, Grekçe, etimoloji gibi derslerimiz var. Böyle bir sistemden geliyorum. O dönem basın yayın yüksekokulları vardı. Dil eğitimimi iletişim ve gazetecilikle birleştirmek çok hoşuma gitti. Marmara Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nde yüksek lisans yaptım. Basın yayın kuruluşlarında staj yaptım. Ardından doktora… O kadar hoşuma gidiyordu ki…”

“Önce İngilizce okutmanlığıyla başladım. Okutmanlık yaparken bu işi sevdiğimi fark ettim. Aileden gelen bir eğitmenlik eğilimi var diye düşünüyorum. Annem de uzun süre hukuk alanında çalıştıktan sonra Columbia Üniversitesi’nde öğretmenlik sertifikası aldı ve çok okulda ders verdi. Hatta benim lisemde bile hoca olmuştu.”

Uzun süre Marmara Üniversitesi’nde eğitim veren Yasemin İnceoğlu’nun kendisiyle tanışmamızı sağlayacak Galatasaray serüveni ise 2004 yılında başlıyor. 

Yasemin Giritli İnceoğlu

“Galatasaray Üniversitesi’ne geçmek aklımdan geçmiyordu.  Gerçi bir akademik yıl  ‘İkna Edici İletişim’ dersini vermiştim. O dönemin İletişim Fakültesi Dekanı ”  Süheyl Batum “Öğrenciler sizden çok memnun, akademik kadromuza katılmanızı isterim” diyerek beni davet etti. 1999 yılı, yeni profesör olmuşum… Kadroya alındıktan sonra minimum 2 yıl bulunduğum kuruma hizmet vermem gerekiyordu. O yüzden teklifi reddettim zira profesörlük unvanımı Marmara’dan aldığım için geri verecek ve tekrar Galatasaray’a atanmak için başvuracaktım, böyle bir şey yapmak son derece gereksiz geldi. 2004’te Duygun Yarsuvat döneminde ikinci Galatasaray serüvenim başladı. 2016’da kendi isteğimle emekliye ayrıldım. Bu arada 2015-2016 yılları arasında dekanlık yaptım.”

38 yaşında profesörlük, yurt içi ve yurtdışında sayısız seminer, sivil toplum kuruluşları üyeliği, yurtdışında konuk öğretim üyesi olarak verdiği dersler, yayınladığı kitaplar, araştırmalar ve makaleler… Yaptığı birçok şeye rağmen tevazusunu ve samimiyetini kaybetmeyişi, mesleğini ilk günkü heyecanla anlatışı hala aklımda:

“Çok severek, eğlenerek, keyif alarak yaptığın şey olmalı mesleğin. Öğrencileri seveceksin, paylaşmayı seveceksin, heyecanını yitirmeyeceksin. Mesela ben bir şeyi keşfettiğimde öğrencilerimle, çevremle, yakınlarımla paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Yeri geliyor, öğrencilerim evime geliyor, kütüphanemdeki kitaplarımı paylaşıyorum. Yeniden dünyaya gelsem yine aynı mesleği seçerdim.”

Özel yaşamında ise kendi söylemiyle tez canlı, dakik, titiz ve yaptığı işi en iyi şekilde yapmaya çalışan biri. Aynı anda bir sürü şey yapmayı seviyor ve bundan çok besleniyor. Az işi olduğu zamanlarda kendini iyi hissetmiyor. Üretmeyi, paylaşarak çoğalmayı seviyor. Tatilde dahi olsa, işine günde 5-6 saat zaman ayırıyor. Bu süreyi alanıyla ilgili okumalar yaparak veya yazarak geçiriyor.

Albümün ilerleyen sayfalarında eşi Bülent İnceoğlu ve kızı Deniz var. Seyahat etmeyi seven, birbirine derinden bağlı, sevgi dolu bir aile… Giritli Ailesi’nin günümüze uzanan başka bir hali gibi… Deniz’in yeri çok farklı, anne kız olmanın çok ötesinde, Yasemin Hoca’nın en yakın arkadaşı… Son derece vicdanlı, sorumluluk sahibi ve güçlü karakterli bir genç aynı zamanda…

Deniz İnceoğlu, Yasemin İnceoğlu

“Deniz çok olgun, bazen düşünüyorum da ben değil sanki Deniz bana annelik yapıyor. Benim çocuksu halimle sürekli dalga geçilir evde… Ailece birbirimize çok düşkünüz, bazen ne kadar şanslı olduğumuzu ama aslında bunu da bizlerin yarattığını,  zira bunun için üçümüzün de emek sarf ettiğini biliyorum ve teşekkür ediyorum hem kızıma hem kocama”.

Bülent İnceoğlu ve Yasemin Giritli’nin ilk tanışması ise 39 yıl önce. Birbirini önceden bilen ve hoşlanan iki genç, arkadaşları vasıtasıyla tesadüfi gibi görünen bir tanışma ayarlıyor. Bu sırada haberleri yokmuş gibi davransalar da o buluşmanın ardından birbirlerini hiç bırakmıyorlar.

Bülent İnceoğlu, Deniz İnceoğlu, Yasemin Giritli İnceoğlu
Deniz İnceoğlu, Bülent İnceoğlu, Yasemin Giritli İnceoğlu

“O da beni biliyormuş, ben de onu biliyordum aslında. Arkadaşımız vasıtasıyla tesadüfi bir tanışma ayarlandı. Haberim yokmuş gibi yapıyorum. O gün buluştuk ve halen beraberiz. 1982’de tanıştık. Ben 21, Bülent 24 yaşındaydı. 1986’da evlendik.

Çok mutlu bir aşk evliliği yaptık. Beraber büyüdük, merdivenleri beraber çıktık. Bana her zaman destek oldu. Eşimin şu anda geldiğim pozisyonda katkısı büyüktür. Her zaman da benimle gurur duydu, tıpkı annemin babamın duyduğu gibi. Birbirimizle kol kola, dayanışma içerisindeydik.”

Albümün sonu geliyor, kulağımda şarkının sözleri, içimde bir mutluluk…

Resimler, resimler, resimler

O anımı almış gibi

Resimler, resimler, resimler

Devamı varmış gibi…

Hayatıma girdiği, hikâyesini ve aile albümünü benimle paylaştığı için kıymetli Yasemin Hoca’ma teşekkürlerimle…

* 27.2.2021… Doğum gününüz kutlu olsun!

You May Also Like

Değişimden Korkma, Değişimle Dans Et: Çiğdem Berk

Tüm Hikayeler Gitmekle Başlar: Aliye Saygı

Cesaret Korktuğun Şeydir: Nazlı Yılmaz

Daha Önce Eski Bir Marangozhane’de Çay İçtiniz Mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir